Uzmanı açıkladı: Kültürel miras neden zarar gördü

Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Hatay’daki kültür varlığı yapılarını inceleyen İstanbul Üniversitesi (İÜ) Mimarlık Fakültesi akademisyenleri, yapıların fay hattına yakınlığı ve zeminin uygun olmamasının yanı sıra yetersiz taşıyıcı sistem, niteliksiz malzeme ve işçilikle inşa edilmeleri nedeniyle hasar gördüklerini tespit etti.

Hatay’ın Antakya, İskenderun ve Payas ilçeleri ile Mersin’in Tarsus ilçesi ve Adana’da 4 gün çalışma yapan İÜ Mimarlık Fakültesai akademisyenleri, kültür varlığı binalar ile kentsel sit alanında depremle oluşan hasarların nedenlerini araştırdı ve hasar mekanizmalarının analizini yaptı.

Ulu Cami, üzerinde bulunduğu fay hattı ve alüvyon zemin nedeniyle enkaza dönüştü. İÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Kutgün Eyüpgiller, Hatay’daki kültür varlığı yapılarda ve tarihi dokuda oluşan hasarı, farklı disiplinlerin bakış açısıyla değerlendirmek için sahaya çıktıklarını söyledi.

NEHRE ÇOK YAKIN FAY HATTI ÜZERİNDELER

Prof. Dr. Eyüpgiller, saha araştırmalarına ilişkin bulgularını şöyle aktardı:

“Ulu Cami, Antakya’nın en önemli yapılarından biri, enkaz halinde. Bunun sebebi de nehre çok yakın, fay hattı üzerinde ve alüvyon zemine oturuyor olması. Onun dışında Şeyh Ali Camisi, Habibi Neccar Camisi gibi belli başlı anıtsal yapıları inceledik. Saydığım son iki yapıda durum çok iç açıcı olmasa da biraz daha iyiydi.”

Bölgedeki tarihi yapıların hasar görmesinde birbirine eklemlenen pek çok neden olduğuna işaret eden Eyüpgiller, şunları kaydetti:

“Bunlar 400-500 yıllık yapılar. Depremleri göz önüne alarak inşa edildiklerini düşünebiliriz ama bu şiddette bir depremin de yakın yüzyıllarda gerçekleştiğini bilmiyoruz, kayıtlarda böyle bir şey yok. Dolgu zeminde yer almaları, Asi Nehri önemli bir etken burada, fay hattının yakından geçiyor olması, en önemli etkenler arasında gözüküyor. Bunun dışında aslında bu yapılarda daha ilk inşa dönemlerinden kaynaklanan sorunlar olduğu yönünde de tespitlerimiz oldu. Hatıl eksikliğini gözlemledik. Masif kagir yapılar olmakla birlikte yatay hatıllar bu tür yapıları her zaman için destekleyici unsurlardır, bunlar yoktu. Taşları birbirine bağlayacak kenet sistemlerinin ya hiç olmadığını ya da çok yetersiz olduğunu gözlemledik. Özellikle minarelerde bunu söyleyebilirim. Bütün minareler yıkılmış durumda Antakya bölgesinde, tarihi olsun, yeni olsun. Tarihi minarelerde çok az sayıda kenet ve zıvana gördük. Kenet ve zıvanalar minarelerin taşlarını birbirine yatayda ve düşeyde bağlayan temel elemanlardır. Bunların yetersizliği yapıların ayakta kalmaması sonucunu doğurmuş görünüyor.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*